Merhaba arkadaşlar.Bugün size Avusturya vizesi serüvenimizden bahsetmek istiyorum...Umarım okuyanlara faydalı olur :)
Öncelikle iks.com.tr'ye girip iletişimden İstanbul call center'i arıyoruz. Randevu almak için;
1) Türkiye İş Bankası, YapıKredi Bankası ve Finansbank’ın tüm yurtiçi şubelerinden ödeme yapabilirsiniz. Ödeme sırasında Avusturya İstanbul Başkonsolosluğu için PIN kodu satın alacağınızı mutlaka belirtiniz.
Bu PIN numarasıyla 1 gün sonra 0212 340 45 00 numaralı telefonu arayıp randevunuzu alabilirsiniz.
yada
2) Geçerli bir kredi kartınızın olması durumunda yine 0212 340 45 00numaralı telefonu arayarak, randevu sistemi elemanı ile görüşüp gerekli bilgileri vermeniz durumunda ve hesabınızdan 26 TL çekilmesi neticesinde randevunuzu alabilirsiniz.
Her PİN numarası ile randevu servisini sadece 1 kez arayabilirsiniz.
Telefonda yaklaşık yarım saatlik bir konuşma yapılıyor.Ne amaçla gideceğimiz öğreniliyor.Randevu günü söylenip teyit ediliyor.Bize 1 ay sonrasını verdiler.Bu sebeple erken aramakta fayda var.!!
Telefonda gerekli belgeleri söylüyorlar(formalite) ve bir de gün içinde mail yoluyla göndereceklerini belirtip görüşmeyi sonlandırıyoruz.İstediğiniz soruyu sormakta özgürsünüz:)Bir de çift kişi için bir görüşme yaptık, yani ekstra bir 26 tl daha ödemedik.
Şimdi istenen belgelere gelelim:
1. [ ] Avusturya ya seyahat vasıta belgesinin aslı ve fotokopisi (Gidiş - dönüş uçak rezervasyonu)
2. [ ] Seyahat ve sağlık sigortası poliçesi aslı ve fotokopisi. Vize başvurusu sırasında sunulmalıdır..
3. [ ] İmzalanmış, SCHENGEN başvuru formu (Form1)
4. [ ] A4Kağdına Pasaportun 2., 3., 60., geçerlilik süresi gösteren sayfa ve Vizeler sayfalarının fotokop.
5. [ ] 10 yıldan eski olmayan, geçerli ve imzalanmış seyahat dönüşü en az 3 ay daha geçerli Pasaport
6. [ ] 2 adet yeni çekilmiş biometrik vesikalık fotoğraf
7. [ ] Düzenli gelir durumunu gösteren belgelerin aslı ve fotokopisi
8. [ ] Son 3 aylık hesap hareketlerini gösteren banka hesap dökümü aslı ve fotokopisi
9. [ ] SGK işe giriş bilgirgesi aslı ve fotokopisi
10. [ ] SGK hizmet dökümü aslı ve fotokopisi
11. [ ] İşverenden alınmış, seyahati süresince çalişma ve izin onay belgesi aslı ve fotokopisi
12. [ ] Vergi Levhasının ön ve arka sayfasının fotokopisi
13. [ ] Ticaret odası sicil kaydı sureti aslı ve fotokopisi
14. [ ] Ticaret Sicil Gazetesi fotokopisi
15. [ ] Geçimi sağlayan kişnin, İşyerinden alınmış, çalişma belgesi aslı ve fotokopisi
16. [ ] Geçimi sağlayan kişnin, SGK hizmet dökümü fotokopisi
17. [ ] Geçimi sağlayan kişnin, SGK işe giriş bilgirgesi aslı ve fotokopisi
18. [ ] Geçimi sağlayan kişnin, Son üç ayın maaş bordrosu aslı ve fotokopisi
19. [ ] Geçimi sağlayan kişnin, Vergi Levhasının ön ve arka sayfasının fotokopisi
20. [ ] Geçimi sağlayan kişnin, Ticaret odası sicil kaydı sureti aslı
21. [ ] Geçimi sağlayan kişnin, Ticaret Sicil Gazetesi fotokopisi
22. [ ] Emniyetten, eski pasaport bilgilerini içeren / eski pasaportunuz olmadığına dair Pasaport protokolü
23. [ ] Avusturya daki konaklama şeklinin belgelenmesi gerekmektedir.(Otel rezv. gibi)
24. [ ] 60Euro Vize İşlem Ücreti,(randevudan3 işgünü önce,başvuru sahibi adınaYapı Kredi Bankası yatırılmalı.)
İstanbul İKS Call Center (Merkez) - Kroki
İKS Plaza Beyazdut Sk. No:6 34349 Gayrettepe Beşiktaş
Telefon: +90 212 340 4457 Faks: +90 212 275 7909
Konsolosluk yeniköyde.Biz metro artı taksi yöntemiyle ulaşımımızı sağladık.Metrodan itü istasyonunda indik,sonrasını taksiyle gittik.Taksi ücreti yaklaşık 13 tl. (sonradan farkettik; Konsolosluk önünde durak var,Kabataş yada beşiktaştan kalkan sahilden giden otobüsler önünden geçiyor.)
Bir saat kadar erken orda olduğumuz için o güzelim manzarasını doya doya izleme fırsatımız oldu.Gerçekten çok güzel bir yerdeler...Hemen karşısı deniz ve karın da etkisiyle güzel bir manzaraydı doğrusu...
Normalde kapıları kilitli.Randevu saatinden 10 dakika önce orda olmanız yeterli .Zile basıyosunuz ve bir görevli gelip kapıyı açıyor, size yolu gösteriyor.
Kendinizi gayet küçük bir odada buluyorsunuz.Hiç bekletmiyorlar diyebilirim.Görüşme esnasında yukarıda istenen belgelerin yarısı çöp oluyor.Özellikle madde 15'ten sonrası gerekmiyor.Öyle çok kafanıza takmanıza gerek yok yani..Mesela Vergi Levhasının arkası yoktu bizde, sorun olur diye düşünmüştük ama evham yaptığımızı anlamış olduk.Konsolosluk çalışanları öyle internette bazı sayfalarda yazıldığı gibi kaba,suratsız tipler değil buarada:) Gayet kibardılar...Görüşme esnasında belgelerimize bakılıp bikaç soru soruldu okadar.Bir de en önemlisi neden Avusturya,nereleri gezeceksiniz gibi sorulara karşı hazırlıklı gelin;)Pasaportupumuzu oradan mı alacağımız soruldu biz kargo etmelerini istedik.Ups ile 17 lira da akrgo ücreti.
Vize görüşmesi perşembe sabahıydı.Cuma akşamı pasaportlarımız kargoya verilmişti.Yani gayet hızlılar.
Vizemizi aldık:)Artık gezimizi gerçekleştirdiğimizde(3 şubattan sonra) gezi günlüğümü buradan takip edebilirsiniz.Esen kalın!
24 Oca 2012
16 Oca 2012
Salvador Dali İstanbula Gelir de Gidilmez mi!
Dali: Sürrealist provakatör, karmaşık kişisel sembolizmin yaratıcısı, mistisizm yoluyla anlamın peşinde koşan Katalan ve eşinin ilahi imgesine tapan bir koca.
Evet sevgili okurlarım(2-3 kişiyi geçmiyordur sanırım) uzun bir aradan sonra tekrar sizlerleyim...
Konun başlığından da anlaşılacağı üzere haftasonu Dali için Karaköydeydik.Kah Galayla akşam yemeği yedik, kah sürrealizmin peşinden koştuk,kah Danteyi andık..doğrusu benim için muhteşemdi!Tophane-i amire epeyce bir kalabalıktı.Resimlerin önünde uzun kuyruklar oluşuyordu.Tabi bunda Dali'nin eserlerinin ilk bakışta öyle hemen kavranmamasının da büyük payı var...
Salvador Dali hakkında biraz bilgi verelim:
Salvador Dali, 1904'te Figueres'te (İspanya) doğdu.İlk sergisini 1919da, daha sonra Dali Teatro Museo'ya (Dali tiyatrosu ve müzesi) dönüştüreceği Figueres Belediye Tiyatrosu'nda açtı.Madrid'de sanat eğitimi aldı; dönemin önemli sanat-edebiyat çevreleriyle arkadaşlıklar kurdu.Edebi metinlerden oldukça beslenen Dali, İlahi Komedya, Don Kişot, Alice Harikalar Diyarında gibi dünya edebiyatının kült eserlerini resimledi.
Sürrealizmin önde gelen isimleriyle yakınlık kuran Dali, bu çevrede aynı zamanda eşi ve birçok eserinin ilham kaynağı olacak Gala ile tanıştı; bu akımın en tanınan ismi oldu.
Eserlerinin üretiminde Sigmund Freud'un bilinçaltının dışavurumu ile ilgili yazılarından oldukça etkilendi.II. Dünya Savaşı ile birlikte ABD'ye gitti ve burada New York Metropolitan Sanat Müzesi gibi ülkenin en saygın sanat merkezlerinde eserlerini sergiledi.
Salvador Dali , ressamlığın yanısıra, heykel, fotoğraf, sinema gibi alanlarda da ilgilendi.1989 da , Gala'nın ölümünden birkaç yıl sonra vefat etti.
Gerek görünüşü gerek estetik anlayışı ile kendisini bir sanat nesnesi olarak sunan S. Dali, 20. yüzyılın en önemli ikonlarından birisine dönüştü.
11 Tem 2011
ROMA
1.GÜN
Roma için de, Floransa'ya yaptığım türden bir benzetme yapmak isterdim ama o kadar güzel bir sıfat bulamadım. (İstila edilmiş bir şehir olduğunu söyleyebilirim ama...Yabancı istilası...Dünyanın her yerinden hem de)
Neyse ki, şehrin tarihi dokusu korunabilmiş, tüm tembelliklerine rağmen. Bu kadar negatif bir yazı olsun istemedim ama sanırım şu anki ruh halimden kaynaklanıyor bu durum :)
Bu resim pek negatif değil ama değil mi:) Neyse yeter bu kadar yorum başlayalım artık Roma gezimizi anlatmaya. Roma'da Palma Residence'da kaldık. Temiz bir hotel. Ama odaları küçük.
Odamıza yerleştik. Sonra odaya doluşan müzik sesini duyunca, hemen kepenkleri açtım, ne göreyim; Gay Pride Festival konvoyu hemen otelimizi önündeki caddeden geçiyor:) Süper müzikler çalıyorlardı..Her yer rengarenkti ...
Kocaman tırların üstünde insanlar dans ediyorlardı.
Roma için de, Floransa'ya yaptığım türden bir benzetme yapmak isterdim ama o kadar güzel bir sıfat bulamadım. (İstila edilmiş bir şehir olduğunu söyleyebilirim ama...Yabancı istilası...Dünyanın her yerinden hem de)
Neyse ki, şehrin tarihi dokusu korunabilmiş, tüm tembelliklerine rağmen. Bu kadar negatif bir yazı olsun istemedim ama sanırım şu anki ruh halimden kaynaklanıyor bu durum :)
Bu resim pek negatif değil ama değil mi:) Neyse yeter bu kadar yorum başlayalım artık Roma gezimizi anlatmaya. Roma'da Palma Residence'da kaldık. Temiz bir hotel. Ama odaları küçük.
Odamıza yerleştik. Sonra odaya doluşan müzik sesini duyunca, hemen kepenkleri açtım, ne göreyim; Gay Pride Festival konvoyu hemen otelimizi önündeki caddeden geçiyor:) Süper müzikler çalıyorlardı..Her yer rengarenkti ...
Kocaman tırların üstünde insanlar dans ediyorlardı.
Hiçbir yerde göremeyeceğiniz kadar farklı insan profilleri bir aradaydı, müzikle ve çeşitli kostümlerle Roma'da buluşmuşlardı. Açıkçası, çok eğlenceli bir ortamdı.
Oturup bir yerlerde bir şeyler yiyelim dedik, fakat gitmeden önce uyarılmış olmamıza rağmen, restaurant saatlerine dikkat etmediğimizden, marketteki sandöviçlerle idare etmek zorunda kaldık.Roma'da çoğu yiyecek içecek yeri 14-19 arası kapalı!
Akşam bari güzel bir şeyler yiyelim dedik ve bir pizzacıya oturduk.Pizzamızı sabırsızlıkla bekledik, fakat sonuç kendi adıma söyleyeyim, beni hüsrana uğrattı. Çok yavan, sıradan bir pizzaydı. Hatta en dandik pidemizin bile ondan güzel olduğunu söyleyebilirim.
2.GÜN
Öncelikle Vatikan hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Vatikan, Roma şehri içinde olmasına rağmen bir ülke!
Katolik Hıristiyanlığın merkezi olan Vatikan, yaklaşık 1000 kişilik nüfusuyla ve 440,000 metrekarelik alanıyla dünyanın en küçük üçüncü ülkesi.
İkinci gün planımızda, erken kalkıp önce Vatikan müzesini görmek, ardından Vatikan'ı dolaşmak, özellikle de St. Pietro Bazilikası'nı görmek vardı. Malesef, Vatikan müzesi o gün, yani pazar günü kapalıymış:(
Biz de, müzeyi bir sonraki güne bırakarak, Vatikanı gezmek için epeyce uzun bir kuyruğa girdik.Bu arada, bu küçük devleti koruyan İsviçre muhafızlarının üniformaları da çok hoştu:)
6 Tem 2011
Floransa:Büyülü şehir
İtalya gezimizin 2 gecesini Floransaya ayırdık. Floransa gerçekten büyülü bir şehir. Ortasından geçen Arno nehri, şehre özellikle geceleri romantik bir hava katıyor.
Her tarafı buram buram tarih kokan bu güzel şehirin insanları da, Romayla kıyaslarsak, daha samimi daha sevecen..Floransa'da il magnifico'da kaldık.Beklediğimizden daha iyi ve en önemlisi fiyatına göre çok temiz,cici ve güzel manzaralı bir pansiyon. Ayrıca resepsiyondaki kız(Letizia) bize çok sıcak davrandi.Bize pansiyonu bulabilmemiz için ayrıntılı bir yol haritası ve tarif içeren bir mail atmış hatta. Biz mailimizi görmedik ama görmemize de gerek kalmadı. Çünkü, konumu çok kolay bulunabilen bir yerdeydi. Yukarıdaki manzara da odamızın penceresinden çekildi. Önce odamıza yerleştik, sonra Letizia'dan nerelerde ne yiyebiliriz tavsiyeleri aldık.
Odamız gayet geniş. Kahvaltılıklar da sehpanın üzerine hazır edilmişti. Bize özel bir su ısıtıcımız bile vardı odada.
Letizia'nın bize armağanı. Çok güzel bir karşılama oldu doğrusu..
Floransa'da ve İtalya genelinde hemen hemen her sokakta bir ev yapımı şarap satan dükkana rastlayabiliyorsunuz. Ayrıca şaraplar, Türkiye'ye kıyasla çok daha kaliteli ve ucuz(!)
Odamıza yerleştikten sonra hemen şehri keşfe çıktık. Zaten gitmeden önce internetten araştırma yaptığımız için gezi planimiz hazırdı. Tek tek listedeki müzeleri gezip, planımızda üzerlerini çizdik.
Duomo Katedrali...Gerçekten büyüleyici. Kafanızı yukarı kaldırıp baktığınızda, katedralin heybetinden daha bir etkileniyorsunuz.
Hakkında küçük bilgiler: dünyanın dördüncü büyük katedrali. Yapımına 1294 yılında başlanmış ve tam 150 yıl sürmüş tamamlanması.
Kubbesindeki sanat insan elinden çıkmış gibi görünmedi bize..Gerçi, tüm İtalya'daki sanata hayran kaldık. Sanki İtalya tarihin tozlu sayfalarından fırlamış, ama hala tozunu üzerinden atamamış, kimseye el sürdürmemiş bir ülke.Elbette gezdiğimiz şehirlerini gözönünde bulundurarak söylüyorum bunları...
Gelelim Michelangelo'nun müthiş David heykeline...
Heykel Galeria dell Academia' da
Boyu :5.17 metre :O
Floransa'nın sembolü niteliğindeki bu heykel, gerçekten de boyuyla posuyla ve ihtişamıyla büyüleyiciydi...
4 Tem 2011
Ankara
Geçtiğimiz haftasonu kısa da olsa güzel bir Ankara ziyareti yaptık.
İki günlük gezimizde; gece enfes manzarası, muhteşem ışıklandırmasıyla Dikmen Vadisi'ni ve doğa harikası Eymir Gölünü gördüm..
Ankara, tüm o memur şehri olmasının vermiş olduğu resmi izlenimine karşın gerçekten düzenli ve güzel bir şehir. Tabi yaşamayı bilene:)
Öncelikle Eymir gölünden bahsedeceğim. Eymir gölü arazisi ODTÜ'ye ait. Ayrıca ODTÜ' lülerin kürek çalışma alanları da bu göl çevresinde kurulu.
Oran semtinden giriş yapılıyor. Göle giriş için ODTÜ kartınızın olması gerekiyor. Bu kart, güvenlikten aldığımız bilgiye göre 100 lira karşılığı temin edilebiliyormuş.Bizim ODTÜ kartımız olmadığı için uzun uğraşlar sonucu, 10 lira karşılığı girebildik ve karşımızda tüm bu uğraşlara değen müthiş göl ve doğa manzarası bulduk.
Göl kenarında çok şirin kafe ve restaurantlar var.Buram buram gözleme kokusu çok davetkardı:) Ama ben tercihimi balık ekmekten yana yaptım. Fiyatlar da gayet makul. Kafelerden bira da temin edebiliyorsunuz. Ağaçların altına serilmiş kilimlere uzanarak biranızı yudumlayabilirsiniz:) Ayrıca gölün hemen kenarında masa ve sandelyeler de var.
Gezinti için sandal kiralayıp balık tutabilirsiniz...Ya da deniz bisikleti, bisiklet kiralayabilirsiniz. Gölün etrafını bisikletle dolaşmak da gayet keyifli.
İki günlük gezimizde; gece enfes manzarası, muhteşem ışıklandırmasıyla Dikmen Vadisi'ni ve doğa harikası Eymir Gölünü gördüm..
Ankara, tüm o memur şehri olmasının vermiş olduğu resmi izlenimine karşın gerçekten düzenli ve güzel bir şehir. Tabi yaşamayı bilene:)
Öncelikle Eymir gölünden bahsedeceğim. Eymir gölü arazisi ODTÜ'ye ait. Ayrıca ODTÜ' lülerin kürek çalışma alanları da bu göl çevresinde kurulu.
Oran semtinden giriş yapılıyor. Göle giriş için ODTÜ kartınızın olması gerekiyor. Bu kart, güvenlikten aldığımız bilgiye göre 100 lira karşılığı temin edilebiliyormuş.Bizim ODTÜ kartımız olmadığı için uzun uğraşlar sonucu, 10 lira karşılığı girebildik ve karşımızda tüm bu uğraşlara değen müthiş göl ve doğa manzarası bulduk.
Göl kenarında çok şirin kafe ve restaurantlar var.Buram buram gözleme kokusu çok davetkardı:) Ama ben tercihimi balık ekmekten yana yaptım. Fiyatlar da gayet makul. Kafelerden bira da temin edebiliyorsunuz. Ağaçların altına serilmiş kilimlere uzanarak biranızı yudumlayabilirsiniz:) Ayrıca gölün hemen kenarında masa ve sandelyeler de var.
Gezinti için sandal kiralayıp balık tutabilirsiniz...Ya da deniz bisikleti, bisiklet kiralayabilirsiniz. Gölün etrafını bisikletle dolaşmak da gayet keyifli.
Dikmen vadisini gece görme fırsatım oldu...Gece tüm ışıklar yanınca ve havuzdaki fıskiyeler de ışıklandırılınca müthiş bir manzara çıkıyor karşınıza.Fıskiyelerin renk cümbüşü ve çim kokuları eşliğinde uzun yürüyüşler yapabileceğiniz, kafelerinde çayınızı yudumlayabileceğiniz gerçekten görülesi bir yer. Çevre düzenlemesini, peyzajını gayet başarılı buldum.Çocukları da unutmamışlar; birçok çocuk eğlence alanı ayırmışlar. Hatta her çocuğun hayali bir ağaç ev bile yapmışlar:)
Yürüken karşınıza bir de tırmanma duvarı çıkıyor. Gerçekten her ayrıntı düşünülmüş.Vadi çevresine gayet konforlu görünen koltuklar koymuşlar. Herşey bakımlı ve yeni görünüyor.Spor aletleri de koyulmuş vadinin dörtbir yanına. Baya da kapsamlı aletler.
Vadi boyunca ne yana bakacağımı şaşırdım. Bir konser alanı bile vardı. Bir de lunapark. Dönüşte de yörük çadırı konseptli bir kafeye oturup çayımızı yudumladık.Gerçekten güzel bir gezi oldu. Tavsiye edilir:)
23 Haz 2011
İtalya Anıları
11 Haziran itibariyle İtalya topraklarındayım:) Tur planımız: 5 gece Roma,2 gece Floransa,günübirlik Venedik,Pisa,Murano adası...
İtalya'ya Blu express ile uçmayı planlıyorduk fakat son dakika değişikliği ile Pegasus ile uçtuk.(Bu vesile ile dostlar Blu express' i kimseye önermiyorum).İkibuçuk saat süren bir yolculuktan sonra İtalya'dayız...Biz Roma' ya gece vardığımız için otelden transfer istedik ve 60 euro ödedik. Otelimiz Termini'deydi.
Tüm gezimizi özetleyecek olursam, şunları söyleyebilirm;
İtalya güzel bir ülke, aynı zamanda temiz sokaklara sahip...Trafik yayalara karşı çok hassas...Yemekler berbat, tekdüze(pizza,makarna,pizza,makarna)! İçkiler çok ucuz, heryerde ev yapımı da dahil olmak üzere, ucuza enfes şaraplar tadabiliyorsunuz.
Dükkan sahipleri müşterilere karşı genelde kaba ve surratsız davranıyorlar.Öğleden sonra dükkanları kapayıp, akşam 19 gibi açıyorlar.Arada açık dükkanlar da oluyor tabi...
Ulaşıma gelince; şehir içinde metro ve otobüs kullanılıyor. Metroları çok eski, dar, iç karartıcı. Keza, trenler de öyle...İlk üç gün için Roma Pass aldığımız için bilet parası ödemedik metroya. Metro genelde kalabalık ve trene kadar çok fazla yürünüyor..
Tüm otobüslere Termininin hemen arka tarafından ulaşabiliyorsunuz.Metro durağı da var Termini de.Ayrıca küçük bir alışveriş merkezi gibi....
8 Haz 2011
Büyükada Sefası
Çok güzel bir Büyükada sefası oldu bizlere.Geçen pazar arkadaşlarla Büyükada'daydık.
Uzun bir yürüyüşün ardından, çok güzel bir manzara eşliğinde, mangalda cızırdayan etlerimizle,şen kahkahalarımızla unutulmaycak bir piknik organize ettik.:)
Öncelikle, eşimle Kartal-Adalar motor iskelesine gittik. Çok kısa süren bir bekleyişten sonra gelen motora attık kendimizi:) Bir grup apaçinin cep telefonundan gelen "dıptıs dıptıs" melodileriyle ve motorun çıkardığı gürültüyle motorun ilk durağı olan Büyükada iskelesine yanaştık. Daha önce Eminönünden gitmiştim adaya. Bu seferki yolculuğum nispeten kısaydı.
Arkadaşları beklerken, etraftaki insanlara sorup, adada büyük market olup olmadığını araştırdık. Neyse ki varmış..Oradan nevaleyi alıp beklemek için tekrar iskeleye geldik. Arkadaşlar ufukta göründüler kısa bir süre sonra. Onları da alıp tekrar markete gittik ve eksikleri tamamladık.Daha sonra fayton sırasına girsek mi girmesek mi tereddütündeyken ani bir kararla yürümeye karar verdik.(çok ama çok uzun bir sıra vardı).Hedefimiz adanın tek piknik alanı olan DİLBURNU...
Yaklaşık yarım saat sonra dilburnuna vardık. Lakin bizde pek hal kalmadı:) Hemen bir masa kaparak (malum feci bir kalabalık) yetkiliye mangal için 10 lira verip, yakması için de eline 5 lira tutuşturup oturduk masamıza..Ohhh ne keyif ama!!..Karşımızda müthiş bir deniz manzarası...Yanımızda sevdiklerimiz, yeşillikler içindeyiz...
Adaya gidince yanınızdaki eşinize, kız arkadaşınıza papatya tacından almayı unutmayın bu arada;)
Sevgiyle, geze kalın!
Uzun bir yürüyüşün ardından, çok güzel bir manzara eşliğinde, mangalda cızırdayan etlerimizle,şen kahkahalarımızla unutulmaycak bir piknik organize ettik.:)
Öncelikle, eşimle Kartal-Adalar motor iskelesine gittik. Çok kısa süren bir bekleyişten sonra gelen motora attık kendimizi:) Bir grup apaçinin cep telefonundan gelen "dıptıs dıptıs" melodileriyle ve motorun çıkardığı gürültüyle motorun ilk durağı olan Büyükada iskelesine yanaştık. Daha önce Eminönünden gitmiştim adaya. Bu seferki yolculuğum nispeten kısaydı.
Arkadaşları beklerken, etraftaki insanlara sorup, adada büyük market olup olmadığını araştırdık. Neyse ki varmış..Oradan nevaleyi alıp beklemek için tekrar iskeleye geldik. Arkadaşlar ufukta göründüler kısa bir süre sonra. Onları da alıp tekrar markete gittik ve eksikleri tamamladık.Daha sonra fayton sırasına girsek mi girmesek mi tereddütündeyken ani bir kararla yürümeye karar verdik.(çok ama çok uzun bir sıra vardı).Hedefimiz adanın tek piknik alanı olan DİLBURNU...
Yaklaşık yarım saat sonra dilburnuna vardık. Lakin bizde pek hal kalmadı:) Hemen bir masa kaparak (malum feci bir kalabalık) yetkiliye mangal için 10 lira verip, yakması için de eline 5 lira tutuşturup oturduk masamıza..Ohhh ne keyif ama!!..Karşımızda müthiş bir deniz manzarası...Yanımızda sevdiklerimiz, yeşillikler içindeyiz...
Adaya gidince yanınızdaki eşinize, kız arkadaşınıza papatya tacından almayı unutmayın bu arada;)
Sevgiyle, geze kalın!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





