11 Tem 2011

ROMA

1.GÜN
Roma için de, Floransa'ya yaptığım türden bir benzetme yapmak isterdim ama o kadar güzel bir sıfat bulamadım. (İstila edilmiş bir şehir olduğunu söyleyebilirim ama...Yabancı istilası...Dünyanın her yerinden hem de)
Neyse ki, şehrin tarihi dokusu korunabilmiş, tüm tembelliklerine rağmen. Bu kadar negatif bir yazı olsun istemedim ama sanırım şu anki ruh halimden kaynaklanıyor bu durum :)

Bu resim pek negatif değil ama değil mi:) Neyse yeter bu kadar yorum başlayalım artık Roma gezimizi anlatmaya. Roma'da Palma Residence'da kaldık. Temiz bir hotel. Ama odaları küçük.

Odamıza yerleştik. Sonra odaya doluşan müzik sesini duyunca, hemen kepenkleri açtım, ne göreyim; Gay Pride Festival konvoyu hemen otelimizi önündeki caddeden geçiyor:) Süper müzikler çalıyorlardı..Her yer rengarenkti ...
Kocaman tırların üstünde insanlar dans ediyorlardı.

Hiçbir yerde göremeyeceğiniz kadar farklı insan profilleri bir aradaydı, müzikle ve çeşitli kostümlerle Roma'da buluşmuşlardı. Açıkçası, çok eğlenceli bir ortamdı.
Oturup bir yerlerde bir şeyler yiyelim dedik, fakat gitmeden önce uyarılmış olmamıza rağmen, restaurant saatlerine dikkat etmediğimizden, marketteki sandöviçlerle idare etmek zorunda kaldık.Roma'da çoğu yiyecek içecek yeri 14-19 arası kapalı!
Akşam bari güzel bir şeyler yiyelim dedik ve bir pizzacıya oturduk.Pizzamızı sabırsızlıkla bekledik, fakat sonuç kendi adıma söyleyeyim, beni hüsrana uğrattı. Çok yavan, sıradan bir pizzaydı. Hatta en dandik pidemizin bile ondan güzel olduğunu söyleyebilirim.

2.GÜN

 Öncelikle Vatikan hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Vatikan, Roma şehri içinde olmasına rağmen bir ülke!
Katolik Hıristiyanlığın merkezi olan Vatikan, yaklaşık 1000 kişilik nüfusuyla ve 440,000 metrekarelik alanıyla dünyanın en küçük üçüncü ülkesi.
 İkinci gün planımızda, erken kalkıp önce Vatikan müzesini görmek, ardından Vatikan'ı dolaşmak, özellikle de St. Pietro Bazilikası'nı görmek vardı. Malesef,  Vatikan müzesi o gün, yani pazar günü kapalıymış:(


Biz de, müzeyi bir sonraki güne bırakarak, Vatikanı gezmek için epeyce uzun bir kuyruğa girdik.Bu arada, bu küçük devleti koruyan İsviçre muhafızlarının üniformaları da çok hoştu:)




6 Tem 2011

Floransa:Büyülü şehir

İtalya gezimizin 2 gecesini Floransaya ayırdık. Floransa gerçekten büyülü bir şehir. Ortasından geçen Arno nehri, şehre özellikle geceleri romantik bir hava katıyor.
Her tarafı buram buram tarih kokan bu güzel şehirin insanları da, Romayla kıyaslarsak, daha samimi daha sevecen..
Floransa'da il magnifico'da kaldık.Beklediğimizden daha iyi ve en önemlisi fiyatına göre çok temiz,cici ve güzel manzaralı bir pansiyon. Ayrıca resepsiyondaki kız(Letizia) bize çok sıcak davrandi.Bize pansiyonu bulabilmemiz için ayrıntılı bir yol haritası ve tarif içeren bir mail atmış hatta. Biz mailimizi görmedik ama görmemize de gerek kalmadı. Çünkü, konumu çok kolay bulunabilen bir yerdeydi. Yukarıdaki manzara da odamızın penceresinden çekildi. Önce odamıza yerleştik, sonra Letizia'dan nerelerde ne yiyebiliriz tavsiyeleri aldık.
Odamız gayet geniş. Kahvaltılıklar da sehpanın üzerine hazır edilmişti. Bize özel bir su ısıtıcımız bile vardı odada.

 Letizia'nın bize armağanı. Çok güzel bir karşılama oldu doğrusu..
Floransa'da ve İtalya genelinde hemen hemen her sokakta bir ev yapımı şarap satan dükkana rastlayabiliyorsunuz. Ayrıca şaraplar, Türkiye'ye kıyasla çok daha kaliteli ve ucuz(!)




Odamıza yerleştikten sonra hemen şehri keşfe çıktık. Zaten gitmeden önce internetten araştırma yaptığımız için gezi planimiz hazırdı. Tek tek listedeki müzeleri gezip, planımızda üzerlerini çizdik.


 Duomo Katedrali...Gerçekten büyüleyici. Kafanızı yukarı kaldırıp baktığınızda, katedralin heybetinden daha bir etkileniyorsunuz.
Hakkında küçük bilgiler: dünyanın dördüncü büyük katedrali. Yapımına 1294 yılında başlanmış ve tam 150 yıl sürmüş tamamlanması.


Kubbesindeki sanat insan elinden çıkmış gibi görünmedi bize..Gerçi, tüm İtalya'daki sanata hayran kaldık. Sanki İtalya tarihin tozlu sayfalarından fırlamış, ama hala tozunu üzerinden atamamış, kimseye el sürdürmemiş bir ülke.Elbette gezdiğimiz şehirlerini gözönünde bulundurarak söylüyorum bunları...
Gelelim Michelangelo'nun müthiş David heykeline...
Heykel Galeria dell Academia' da
Boyu :5.17 metre :O
Floransa'nın sembolü niteliğindeki bu heykel, gerçekten de boyuyla posuyla ve ihtişamıyla büyüleyiciydi...

                                                 

4 Tem 2011

Ankara

Geçtiğimiz haftasonu kısa da olsa güzel bir Ankara ziyareti yaptık.
İki günlük gezimizde; gece enfes manzarası, muhteşem ışıklandırmasıyla Dikmen Vadisi'ni ve doğa harikası Eymir Gölünü gördüm..
Ankara, tüm o memur şehri olmasının vermiş olduğu resmi izlenimine karşın gerçekten düzenli ve güzel bir şehir. Tabi yaşamayı bilene:)
Öncelikle Eymir gölünden bahsedeceğim. Eymir gölü arazisi ODTÜ'ye ait. Ayrıca ODTÜ' lülerin kürek çalışma alanları da bu göl çevresinde kurulu.

 Oran semtinden giriş yapılıyor. Göle giriş için ODTÜ kartınızın olması gerekiyor. Bu kart, güvenlikten aldığımız bilgiye göre 100 lira karşılığı temin edilebiliyormuş.Bizim ODTÜ kartımız olmadığı için uzun uğraşlar sonucu, 10 lira karşılığı girebildik ve karşımızda tüm bu uğraşlara değen müthiş göl ve doğa manzarası bulduk.

Göl kenarında çok şirin kafe ve restaurantlar var.Buram buram gözleme kokusu çok davetkardı:) Ama ben tercihimi balık ekmekten yana yaptım. Fiyatlar da gayet makul. Kafelerden bira da temin edebiliyorsunuz. Ağaçların altına serilmiş kilimlere uzanarak biranızı yudumlayabilirsiniz:) Ayrıca gölün hemen kenarında masa ve sandelyeler de var.

Gezinti için sandal kiralayıp balık tutabilirsiniz...Ya da deniz bisikleti, bisiklet kiralayabilirsiniz. Gölün etrafını bisikletle dolaşmak da gayet keyifli.


Dikmen vadisini gece görme fırsatım oldu...Gece tüm ışıklar yanınca ve havuzdaki fıskiyeler de ışıklandırılınca müthiş bir manzara çıkıyor karşınıza.Fıskiyelerin renk cümbüşü ve çim kokuları eşliğinde uzun yürüyüşler yapabileceğiniz, kafelerinde çayınızı yudumlayabileceğiniz gerçekten görülesi bir yer. Çevre düzenlemesini, peyzajını gayet başarılı buldum.Çocukları da unutmamışlar; birçok çocuk eğlence alanı ayırmışlar. Hatta her çocuğun hayali  bir ağaç ev bile yapmışlar:)
 Yürüken karşınıza bir de tırmanma duvarı çıkıyor. Gerçekten her ayrıntı düşünülmüş.Vadi çevresine gayet konforlu görünen koltuklar koymuşlar. Herşey bakımlı ve yeni görünüyor.Spor aletleri de koyulmuş vadinin dörtbir yanına. Baya da kapsamlı aletler.
Vadi boyunca ne yana bakacağımı şaşırdım. Bir konser alanı bile vardı. Bir de lunapark. Dönüşte de  yörük çadırı konseptli bir kafeye oturup çayımızı yudumladık.Gerçekten güzel bir gezi oldu. Tavsiye edilir:)